Bazen Bir Hediye, Gidemediğiniz Yere Sizin Yerinizden Sarılır
Sabahın erken saatlerinde başlayan bir gün…
İşe yetişme telaşı, bitmeyen toplantılar, ev işleri, çocuklar, sorumluluklar…
Bir yanda büyüyen çocuklar, diğer yanda yaşlanan anne babalar…
Ve çoğu zaman insanın içini kemiren o düşünce:
“Keşke biraz daha vakit ayırabilsem.”
Modern hayat hepimizden bir şeyler alıyor. Özellikle çalışan annelerden…
Çocuğunun ilk adımını kaçıran annelerden…
Torununu haftalarca göremeyen babaannelerden…
Uzaktaki sevdiklerine sarılmak için gün sayan insanlardan…
Ama sevgi bazen kilometrelerle ölçülmez.
Bazen küçücük bir paketle de ulaşır yerine.
Çünkü önemli olan hediyenin büyüklüğü değil, içinde taşıdığı duygudur.
Bugün milyonlarca insan sevdikleri için online alışveriş yapıyor.
Çünkü zamanları az.
Çünkü mesafeler uzak.
Çünkü hayat çok hızlı.
Ama aslında satın aldıkları şey sadece bir ürün değil.
Bir tebessüm…
Bir hatırlandığını hissettirme duygusu…
Bir “Seni düşünüyorum” mesajı…
Yeni doğan bir bebeğe gönderilen küçük bir hediye kutusu, belki de uykusuz geceler geçiren bir annenin yüzünü güldürüyor.
Bir amigurumi oyuncak, bir çocuğun en sevdiği arkadaşı oluyor.
İsimli bir hediye, yıllarca saklanacak bir hatıraya dönüşüyor.
Belki de bu yüzden hediyeler unutulmuyor.
Çünkü insanlar ürünü değil, hissettirdiği duyguyu hatırlıyor.
Hayatın koşturmacası içinde her zaman yan yana olamayabiliriz.
Her doğum gününe gidemeyebiliriz.
Her doğumu göremeyebiliriz.
Her sarılmayı gerçekleştiremeyebiliriz.
Ama bazen özenle seçilmiş bir hediye, söyleyemediğimiz tüm cümleleri bizim yerimize söyleyebilir.
“Yanında olamasam da seni düşünüyorum.”
Ve bazen bir insanın ihtiyacı olan tek şey de budur.
Hatırlanmak…
